Okuyucu,The Reader,Der Vorleser - 30 May 2009 - Blog - AHMET BOGUS ELECO TEST DRIVE
Sunday
11.December.2016
08:02
Login form
Search ARAMA
Calendar TAKVIM
«  May 2009  »
SuMoTuWeThFrSa
     12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31
Entries archive
Oy Havuzu
BU SEZON KIM SAMPIYON OLUR KI?
Total of answers: 109
Dost Siteler
  • Kendine Bir site Hazırla
  • Statistics

    Total online: 1
    Guests: 1
    Users: 0

    TEST ELECO

    Blog

    Main » 2009 » May » 30 » Okuyucu,The Reader,Der Vorleser
    Okuyucu,The Reader,Der Vorleser
    17:38

    Okuyucu
    The Reader
    der vorleser

    Mutlaka Okunması Gereken Bir Film
    Bora Tokgöz 10 Nisan 2009 9/10
    The Reader, etkileyici anlatımı ve göz kamaştıran oyunculuklarıyla sinema adına sönük geçen 2008’in yüz akı olarak karşımıza çıkıyor. The Reader, en iyi 10 film listeme tereddütsüz koyabileceğim Başkalarının Hayatı'ndan bu yana seyrettiğim en iyi dönem filmi.

    15 yaşındaki bir çocukla, 40’lı yaşlara dayanmış bir kadının sıra dışı aşk hikayesiyle başlayan film, sadece cesur anlatımıyla değil, aynı zamanda yalnızlığa dair farklı bakış açısıyla da izleyiciyi etkiliyor. Elinde olmayan sebeplerle yalnızlığa itilen Hanna ile aile baskısından kaçış arayan, ya da sadece özgürlüğünü isteyen Michael’ı bir araya getiren küçük bir tesadüften ibaret değildi aslında. Çok farklı hayatlar yaşıyor olsalar da, bu yalnızlık psikolojisinin yarattığı depresyondan kurtuluşun yolunu birbirlerinde aramaları ve bu serüvenin peşinden gitmeleri onları bu büyük ihtirasın içine çekiyor.

    Bir yanda Kate Winslet (Hanna), orta yaş kadınının yalnızlık sendromunu çok gerçekçi bir oyunculukla anlatırken, öte yanda da David Kross (Michael), ergenlik çağının ilk dönemlerinde beğenilme arzusu yaşayan bir delikanlının gözü kör eden bir ilk aşk deneyimini yansıtıyor. Aslında öylesine bir kör ediş ki bu; Michael sadece Hanna'yla bir geleceğinin olamayacağını anlayamamakla kalmıyor, karşısına çıkan ve onun yaşında birisinin karşı koyamayacağı güzellikte ve işvedeki Sophia'yı görmezden gelebiliyor. Sophia karakterinin senaryodaki yeri, aslında Michael'ın aşktan ve hayattan ne beklediğini anlamamız için çok net ipuçları veriyor.

    Filmin iki temel hikayesi var: birincisi sıradışı bir aşk, ikincisi de Hanna Schmitz'in Nazi dönemine dair sakladığı bir sır. Film, genel itibariyle bu iki hikayeyi ayrı ayrı anlatma yoluna gidiyor ve bunları bir yerde ustalıkla birleştirmeyi başarıyor. Ama ikinci hikaye başladığında, aşk başka bir boyuta taşınıyor ve belki de bu bölümde ilişkinin kökenine dair yeterince fikre sahip olduğumuzdan Michael'ın yaşadığı duygu karmaşasını çok daha iyi anlayabiliyoruz. Böyle bir filmi kurgulamak gerçekten zor bir iş ama sanırım bu işin altından başarıyla kalkılmış.

    Hanna ile Michael arasında yaşanan ilişkinin aşka dönüşmesi aralarındaki cinsel yakınlaşmayla değil, Michael'ın Hanna'ya kitap okumasıyla başlıyor ve filmde önemli yer tutan bu çarpıcı okuma sahneleri büyük bir ustalıkla seslendiriliyor. Filmden çıktığımda hala o tonlamalar ve okumadaki vurgular kulaklarımda yankılanıyordu. Michael, Hanna'ya tutkuluydu. Hanna'nınki ise daha çok okumaya karşı bir tutkuydu. Onları ayrı dünyaların insanı yapan da yaş farklarında ya da geçmişlerinde yaşadıklarında değil, bu gerçeğin altında saklıydı.

    Tüm güzelliklerine rağmen filmin en büyük eksiği sonlara doğru başlayan durağanlık, birbirinden kopuk ve belki de hikayeyi bir yere bağlamak için sırf romana sadık kalma derdiyle çekilmiş final sahneleri ve kaçınılmaz Yahudi sempatizanlığı. Aslında, filmin Yahudiler'le ilgili olarak ne düşündüğü konusunu umursamıyorum ama illa bir film, hele ki Nazi dönemine farklı bir bakış açısı getiren bir film, Yahudiler'in gönlünü alma çabasına girmek zorunda mıdır? Oscar almanın en pratik yolu bu mudur?
    (ps.Kate Winslet oscarı aldı nihayet The Reader ile "Altın Küre"nin yanısıra Oscar ödülünü de kazanmıştır.)

    The Reader, Batı sinemasında işlene işlene kurutulan konuların bir nebze de olsa dışına çıkmayı başaran, en azından anlatımıyla bir fark yaratabilen, oyunculuklarıyla da alkışı hakeden ve önyargısız izlendiğinde seyirciyi etkileyebilen bir film olarak mutlaka izlenmeyi hakediyor.

    Views: 2416 | Added by: bino72 | Tags: The Reader, Der Vorleser, Okuyucu | Rating: 0.0/0 |
    Total comments: 0
    Name *:
    Email *:
    Code *: